+90 212 603 23 23

Sosyal Medyada Biz}

KAÇAN BALIK BÜYÜK OLUR, KAÇAN FIRSAT DA!

KAÇAN BALIK BÜYÜK OLUR, KAÇAN FIRSAT DA!

Kaçırılan fırsat her zaman için olduğundan büyük görünür göze. Hele de bu fırsatı kaçırak alanında devler ligine giren şirketlerse durum daha da vahim hale gelir. İşte Türk ekonomisin devlerinin kaçırdığı milyar dolarlık fırsatlar… Türkiye’nin en büyük sermaye grupları fırsatları değerlendirmedeki hünerleri sayesinde zirvede durur. Ama bu kadar hünerli olanlar bile hata yapabilir. İşte patronların kaçırdığı milyar dolarlık fırsatlar. FIRSATLAR hayatımızı değiştirir. Çoğu zaman kazananla kaybedeni belirler. Ama fırsatın algılanışında tuhaf bir ironi vardır. Bizdeki sicili pek iyi değildir. Örneğin fırsatçı denilene iyi gözle bakılmaz. Fırsatçı, kurnazlık ve tamahkârlığın olumsuz bir karması gibidir. Siyaset yapıyorsanız ‘fırsatçılık’ neredeyse ilkesiz davranmakla eş değer görülür. Kötülük yapmak için en iyi zamanı kollayana ‘fırsat düşkünü’ deriz. Fırsattan istifade etmenin de yaptığı çağrışımlar en az diğerleri kadar olumsuzdur. Oysa sadece zeki ve hızlı davranabilen insanlar fırsatçı olabilir.

Girişimciler de iş fırsatlarını algılayabildiği ve kullandığı ölçüde başarıya ulaşır.

Türkiye’nin en büyük sermaye grupları fırsatları değerlendirmedeki hünerleri sayesinde zirvede durur. Ama ne kadar büyük olursanız olun, herkesin kaçırdığı fırsatlar vardır. İşte Türkiye’nin en büyük sermaye gruplarının kaçırdığı büyük balıklar…

İÇİMİZ YANIYOR AĞAM

80’li yılların başında Türkiye dışa açılıyor ve ihracatın yıldızı parlıyordu. Her gün yüzlerce dış ticaret şirketi kuruluyor ve hemen hepsi çabucak bol sıfırlı cirolara ulaşabiliyordu. Ama iş hacimlerindeki bu hızlı artış birçok şirketi hazırlıksız yakalamış ve 80’lerin sonuna doğru dış ticaret şirketlerinde yaprak dökümü başlamıştı. Dönemin parlak şirketlerinden Penta Dış Ticaret de bu dalgadan etkilenip küçülmek zorunda kalanlardandı. Üç ortak, yani Murat Vargı, Muzaffer Akpınar ve Tevfik Yazıcıoğlu, Penta Tekstil ile yola devam etme kararı aldılar.

kaçan balık büyük olur

Tam bu sırada Financial Times’ta Murat Vargı’yla, Wall Street Journal’da da Muzaffer Akpınar’la yapılmış birer röportaj yayınlandı. Röportajlar özetle Türk girişimcilerin başarılarını anlatıyordu. Ve etkisini çok geçmeden gösterdi. İsveçli bir GSM girişimcisi kısa bir süre sonra hem Murat Vargı’ya hem de Muzaffer Akpınar’a mektup yazarak GSM işinden bahsetti.

Vargı, fikri beğenmişti ve işi sıkı tuttu. İsveç’e gitti, görüşmeler yaptı. Kağıt üzerinde bir detay haricinde her şey tamam gibi görünüyordu; para…

Vargı, GSM işin büyüyeceğini öngörmüştü. Ama bunun için bir yatırımcı bulması gerekiyordu. İş hayatına 1970’lerin başında Koç Holding’de ihracat temsilcisi olarak başlayan Vargı, önceliği Koç’a verdi. Koç’tan olumsuz yanıt alınca rotayı Sabancı Grubu’na çevirdi. Ama yine sonuç alamadı. Bu süreç öyle bir günlük değildi. Vargı’nın GSM operatörlüğü fikrini hayata geçirmesi tam altı yıl sürdü. Sonunda projeyi olumlu değerlendiren Çukurova Grubu oldu. Merhum iş adamı Sakıp Sabancı Turkcell projesine hayır demenin verdiği pişmanlığı kendine has üslubuyla şöyle dile getirmişti: “İçimiz yanıyor ağam… İçimiz.” Hem Koç, hem Sabancı bugün piyasa değeri 15 milyar dolara yaklaşan Türkiye’nin en büyük GSM operatörü Turkcell’i öngörememişti. Peki aynı fırsat üst üste iki kere kaçırılabilir mi?

Kaynak : Burak MAVİ/ CNBC-E

05 Eylül 2016
1.407 kez görüntülendi

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN